29 Haziran 1980

Akıncılar Derneği Umumi Reisi Tevfik Rıza Çavuş, dün basına yaptığı açıklamada “Son günlerde, Akıncı Gençler üzerinde kanlı oyunlar oynanmaktadır.
Akıncı Gençler Derneği Genel Başkanı Çavuş, Kırşehir’de şehid edilen Yaşar Demirci ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “Aradan yarım asrı aşan bir zaman geçmesine rağmen, ne kadar inanan insanın kanının üzerine kurulduğu ve bu güne kadar ne kadar inananın kanını akıttığı; halen daha esrarengiz bir şekilde karanlık kalan düzen, insanımızın kurtuluş gayesi olan inananlara zulmünü, her geçen gün çeşitli şekillerde artırarak sürdürmektedir.” demiştir.
Çavuş açıklamasına şöyle devam etmiştir: “Nasıl ki düzen küfür düzeni olduğu halde, müslümanın karşısına münafıkça geliyorsa, düzenin uşakları ve yetiştirmeleri de münafıkça gelmekte ve müslümanın karşısında hep kalleşçe, kaypak tavırlar almaktadır. Nitekim Erdoğan’ımız, Metin’imiz hep cami avlularında, kendileriyle yanyana aynı safta namaz kılan, münafık kahpelerce vuruldu, şehid edildi. Mustafa’mız Ankara’da da yine namazdan çıkarken kurşunlandı. Nihayet Haziran ayı başında, ülkücü münafıklar, Kırşehir’de de Akıncı genç Sabahaddin Gürbüzkardeşimizi, üzerine sular döküp, kuruyuncaya kadar döve döve; ve bu vahşeti, bir kaç defa tekrar ederek,Sabahaddin ciğerlerini paramparça ederek, şehid etmişlerdi. Daha bunların, Ankara’daki Mustafa’mızın ve yurdun çeşitli yerlerinde şehadet şerbetini içen kardeşlerimizin kanları kurumadan; Cumartesiyi Pazara bağlayan gece de, yine Kırşehir’de İmam Hatip talebesi ve Akıncı genç Yaşar Demirci kardeşimiz şehadet makamına yükseldi.”
Akıncı Gençler Derneği Genel Başkanı Çavuş, daha sonra şu görüşlere yer vermiştir: “Bütün bu hadiseleri düzen, kimi yerde komünizm heveslisi haline getirdiği komünist gençlere, kimi yerde ırk ve kavmiyet hastalığına yakalattığı ülkücü münafıklara işletmektedir. Fakat kim yaparsa yapsın, asla unutulmaması gereken husus şudur ki, bunların tek sebebi ve sorumlusu müşrik ve siyonizm güdümlü düzendir.
Emir üzerine, Avrupa’nın Hıristiyan toplumlarından ithal ettiği kanun ve zihniyetlerle, Türkiye’yi idare etmeye kalkan düzen ve sırasıyla iş başına getirdiği iktidarlar; ülkeyi bir kan çanağı, bir gözyaşı gölü, haline getirmişlerdir. Artik hiç kimse, evinde otururken, yatağında yatarken bile, canından emin değildir. Anarşi çok büyük boyutlar kazanmıştır. Çünkü düzen zulmünde baş faildir. Anarşistlerle el eledir. Önceki iktidarlar dönemindeki kurtarılmış bölgeler, mevcut iktidar devresinde genişletilerek kurtarılmış iller haline dönüştü. Ve ilk kurtarma operasyonlarında, düzenin görevlileri büyük ölçüde görev yürütmektedirler. Bu çalışmaların hesaplarının yapıldığı illerimizden biri olan Kırşehir’de, kimse evinden işine, yaya olarak gitmeye cesaret edememektedir, çünkü kurtarılmamış birkaç mahalle kalmıştır. İllerimizde düzenin idaresinde, Akıncı gençlere saldırılar yoğunlaşmıştır ve İki kardeşimiz peş peşe şehid edilmiştir.
Ülkenin bu hale geldiği bir noktada, Ülke yöneticileri ise, basit siyasi hesaplarla birbirlerini çekiştirmekten, halkın önünden geçmekten korktuğu otel salonlarında keyif çıkartıp, gününü gün etmekten başka bir şey yapmıyor. Kimisi bunların yanında, ilaveten hükümet etme imkânlarını kullanarak, halkı ezmeye çalışıyor. Kimisi sine-i millete dönmenin laflarıyla birlikte, millete saldırmakla uğraşıyor..
İşte bu noktada Akıncı Gençler olarak haykırıyoruz… Bizler, sizlerin düzenininizin oyunlarına gelerek, sokağa dökülüp anarşi ortamında, kendimizi ziyan ettirmeyiz. Bilesiniz, biz sizin bu vahşetinizi, zulmünüzü bitirmek için geliyoruz. Kullara ve düzenine değil, Allah’a kul olma gayesiyle, her türlü küfürden ve kötülükten hicret ederek geliyoruz. Unutmayınız ki korkunun ecele faydası yoktur.” [1]

[1] Millî Gazete-1 Temmuz 1980 Salı Sayfa 1