16 Haziran 1980

İstanbul 1960 yılında Sivas’ın Zara İlçesi’nin İlice Köyü’nde doğdu. Çocukluğu İstanbul Esenler İlçesi Nine Hatun Mahallesi’nde geçti. Esenler İlkokulu’nda okudu. Esenler Ortaokulu’nda okurken Milli Selamet Partisi Esenler Gençlik Lokali’ne gitmeye başladı. 1975 Yılında Esenler Akıncılar Derneği kurulunca, Akıncılar Derneği’ne gidip gelen az sayıda gençlerden birisi oldu. O dönemlerde, Müslümanlarını gündemini teşkil eden en önemli konu; İslam’ın dünya görüşü ve sistemin sağ-sol ayrımının dışında, müstakil bir yerinin olduğu; İslamî hareketin ve Müslümanların sağcılıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığıydı. Ayrıca Türkiye Müslümanları; İslam’ı, ibadî-siyasî bir bütün olarak gündeme getiriyorlar, asırlardır süren İslam hakkındaki belirsizliği ve emperyalist dünyanın tüm karalama propagandalarını gidermeye çalışıyorlardı. İşte o yıllarda, Esenler Lisesi’nde öğrenime başlayan Mustafa Yaşar; bu gerçeklikleri okul arkadaşlarına ve ikamet ettiği Esenler-Atışalanı bölgesindeki halka anlatmaya; onları İslam’ı bir bütün olarak kabul etmeye ve yaşamaya çağırıyordu. O yıllarda Esenler Lisesi, Ülkücülerin konrolünde olduğu için, bir yandan cemaatleşmeye giderken, bir yandan ra Ülkücülerle ideolojik tartışmalarla, onları da kazanmanın yollarını arıyordu. 1978 Ara seçimlerinde CHP iş başına geldi. Esenler Lisesi, idarenin baskıları sonucu, solcuların eline geçince; çetin bir mücadele başladı. Nihayetinde solcular okulda hakimiyeti tamamen elerline geçirince; Ülkücüler de Akıncılar da Esenler Lisesi’ni terk etmek zorunda kaldılar. Mustafa Yaşar 4 arkadaşıyla birlikte lise son sınıfı Zeytinburnu İhsan Mermerci Lisesi’nde tamamlamak zorunda kaldı. Bu lisede de, Ülkücülerle mücadele etmek zorunda kaldılar. Mustafa Yaşar okulunda Ülkücülerle, Esenler Atışalanı’nda ise solcularla mücadelesini sürdürdü. Tüm zorluk ve imkânsızlıklara rağmen, mücadeleden yılmadı; inat ve inançla mücadelesini başarmak için gayret gösterdi. Bu arada lise eğitimini başarıyla tamamladı, yaz tatilinde de bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Aynı sene yani 1979 yılında Esenler Akıncılar Derneği Reisliğine seçildi. Merkezde yeni bir yönetim kadrosu ve mahallelerde de İslam’a meyilli olan insanların eğitimi için gruplar oluşturdu. Esenler Nine Hatun Mahallesi’nde bu çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. Bunu hazmedemeyen solcular, engellemek için, silaha başvurdular. Mustafa Yaşar her vesile ile solculara: “Silahla değil, fikirle mücadele şarttır. Silah, korkak insanların başvurduğu bir araçtır. mustafayaşarEğer fikirlerinize güveniyorsanız, istediğiniz yerde tartışalım.”diyerek, silah yöntemine karşı olduğunu açık açık söylerdi. “Reis, neden silah taşımıyorsun?” diye soran bir arkadaşına: “Silaha ne gerek var, en büyük silahımız abdestimiz değil mi? Üstelik, cennete gitmek istemiyor musunuz?” diye cevap vermişti. Mustafa Yaşar, tebliğ ve irşad faaliyetlerinin bölge insanı üzerinde, meyvelerini vermesi; sol güçleri çileden çıkarıyordu. Bunu hazmedemediklerinden, ellerine fırsat geçtikçe Müslümanlara saldırılarını artırmaya başladılar. Mustafa Yaşar ve çevresindekiler, gereken tedbirleri almak zorunda kaldılar. Aşağıdaki Fotoğrafı bize Kars’tan ulaştıran Ergin Bulut’a teşekkürler  İslam dışı güçlerin maşası solcular, Esenler bölgesini ‘Kurtarılmış Bölge’ bölge haline getirerek; Mustafa Yaşar ve arkadaşlarının etrafında, bir çember oluşturmuşlardı. Mustafa Yaşar ve arkadaşları, solcuların bu silahlı saldırılarına karşı direniyorlar ve yer yer çatışmalar çıkıyordu. Mustafa Yaşar tüm imkânsızlıklara rağmen; Müslümanların hukuk ve haysiyetini savunma farizasını yerine getiriyor; asla bir adım dahi geri durmuyordu. Bu mücadele semeresini verdi ve Esenlerin-Atışalanı bölgesinin belli bir bölgesini, solcuların hakimiyetinden kurtarmıştı. O’nun başkanlığı döneminde, bu bölgede meyhane ve kumarhane gibi, halkın fesadına sebep olan yuvalar kapanmıştı. Arkadaşlık ilişkilerinde cömert ve fedakârlık en önemli özelliğiydi. Yiğitliği ve muttakıliğiyle tebarüz etmişti. İbadetlerine çok hassas idi. Gece, geç saatlerde bile yatsa; sık aralıklarla sabah namazlarını, Fatih Camii veya Eyüp sultan Camii’nde kılardı. Nine Hatun Mahallesi’nde bir akşam namazını camide eda ettikten sonra, solcuların kurduğu hain pusuda; 16 Haziran 1980 günü akşamı, şehadet şerbetini içti.

94

Esenler Akıncılar Reisi şehid edildi ! -Şehid Mustafa Yaşar’ın cenaze namazı, bu gün Güngören, Köyiçi Fetih Camii’nde öğleyi müteakip kılınacak. -Akşam namazından dönerken komünist militanların yaylım ateşine tutulan Mustafa Yaşar, daha önce de yaralanmış ve defalarca tehdid edilmişti. İstanbul- Özel— Esenler Akıncılar Reisi Mustafa Yaşar (20), önceki gün akşam namazından evine dönerken, yol üzerindeki kahvehaneye pusu kuran komünist militanlar tarafından yaylım ateşine tutularak şehid edilmiştir. Şehid Mustafa Yaşar, namazı müteakip evine giderken Nene Hatun Mahallesi’nde Birlik Camii yakınındaki bir kahvehaneden, sayılarının on kadar olduğu tahmin edilen bir grubun açtığı yaylım ateşi sonucu, akciğerlerinden ağır şekilde yaralanmıştır. Hemen Çapa Tıp Fakültesi acil servisine kaldırılarak tedavi altına alınan Mustafa Yaşar, 3 saat süren ameliyat ve sürdürülen bütün çabalara rağmen kurtarılamamıştır. Önceki akşam, komünistlerin silahlı saldırısı sonucu ağır yaralanan ve dün sabah saat 3.00 sıralarında şehid olan Mustafa Yaşar, daha önce iki defa (Dev-Sol) imzalı mektubla ve bir kaç defa da yolu kesilerek tehdid edilmiş ve kendisinden ya bu davadan vazgeçmesi veya bölgeyi terk etmesi istenmişti. Edinilen bilgilere göre; M. Yaşar şehadetinden önce konuşmaları sırasında kendisinin yolunu keserek tehdid edenlerin “Kostik lakabıyla tanınan, Mustafa Recep, Cemal ve Halil Koç” isimli şahıslar olduğunu söylemişti. Esenler’de şok te’siri yapan ve Müslüman camiayı teessüre boğan hadiseyle ilgili olarak, emniyet görevlileri tarafından soruşturmanın sürdürüldüğü ve katillerin kimliklerinin tesbit edilerek, yakalanmasına çalışıldığı bildirilmiştir. Erbakan, M. Yaşar’ın Ailesi’ne Başsağlığı Diledi. Akıncılar, Esenler Reisi M. Yaşar’ın komünistler tarafından şehid edilmesi üzerine MSP Genel Başkanı Prof. Erbakan, M. Yaşar’ın ailesine bir telgraf göndererek, olaydan duyduğu üzüntüyü belirtmiş ve başsağlığı dilemiştir.


 

405579_305504862820695_192264613_nMustafa Yaşar’ın Arkadaşı Anlatıyor: Mehmet Kayhan 1958 Malatya Arapgir doğumlu Ben 1974 yılında, bir dostumuz sayesinde, bu kutsal davayla tanıştım. O zaman Akıncılarda bir avuç insanın, ne büyük mücadeleler verdiğine Esenlerde şahit olanlardanım. Ve bunların içinde müstesna bir yere sahip olan, Mustafa Yaşar’la tanışma ve birlikte çalışma fırsatına kavuştuğum için, mevlaya ne kadar şükür etsem azdır. Mustafa Yaşar, bütün şehitlerde bulunan meziyetleri bünyesinde toplayan bir kardeşimdi. Şehit olduğu gün, akşam namazında merkez camiinden çıkarken, yine her akşamki gibi camii çıkışında toplandık. Nenehatun Camiinde fahri imamlık yapan bir kardeşimizin, komünistler tarafından feci şekilde dövüldüğünü bize anlattı. Kardeşimizin evde yattığını ve geçmiş olsuna gitmek için, kendisi ile birlikte ben Mehmet Kayhan, Birol Bıldırcın, Ramazan Bulca, Sinan, Abdullah, İbrahim Yıldırım, sen sen diye, diğer arkadaşlardan ayırdı. Mustafa Yaşar, yaşından çok daha olgun kararlı ve vakarlı duruşuyla, arkadaşlarına güven veren, düşmanlarını caydıran bir özelliğe sahipti. Onun sözüne kimse itiraz etmezdi. Ve biz birlikte Nenehatun mahallesine doğru, yürümeye başladık. Benimle Mustafa, önde gidiyoruz. Diğer arkadaşlarda, bizden 15-20 adım geride geliyorlar. O anda sokak lambaları da yanmıyor. Bende bir tedirginlik başladı. O mahallenin komünistler tarafından, kurtarılmış bölge olduğunu bildiğim için; Mustafa’ya yaklaşıp “Mustafa biz gidiyoruz ama, burası tehlikeli bir yer, bizim ise üzerimizde bir çakı bile yok. İstersen yarın gündüz gidelim.” diye söyleyince; yine o vakarlı edasıyla “Merak etme, abdestimiz silahımızdır.” diyerek, bana söyleyecek söz bırakmadı. Fakat bendeki tedirginlik devam ediyordu. Biraz sonra tekrar Mustafa’ya “Gel gitmeyelim, bu mahalle tehlikeli.” dedim. Tekrar “Merak etme abdestimiz silahımızdır, Allahın dediği olur.” Deyince; ben de O’na uymak zorunda kaldım. Bir zaman sonra sokaktan geçerken, bir kahvenin önünde biriyle karşılaştı. Ve ona “Sen burada ne arıyorsun?” diye çıkıştı. Belli ki daha önce tanıyormuş. Oda “Sen ne arıyorsun?” diye çıkışınca; bir anda 2-3 kişi üstümüze saldırdı ve o anda, kurşunlar yağmaya başladı. Onların bir günü olduğunu, o gün orada bir eylem yapacaklarını sonradan öğrendik. Yapacak bir şey yoktu. Can pazarı rastgele yumruk sallıyorduk. Allah bir güç vermişti ki, o an korkuyu almıştı üstümüzden. Diğer arkadaşlarda gözükmüyorlardı. Bir ara, iki kişinin Mustafa’nın üstüne çullandığını gördüm ve bir hamleyle birisine bir tekme vurunca, kaçmaya başladı. Mustafa kalkınca, o da koşmaya başladı ve aşağıda silahlar yağmur gibi gelirken; Mustafa’yı en son bir sokak lambasının altında, arkadan birilerinin silah attığını gördüm. Yanına vardığımda, tek kurşunla yaralandığını gördüm. Hemen arkadaşlarımızla bir araç tedarik edip, Çapa tıp fakültesine götürdük. Orada ameliyata aldılar, fakat o dönemin şartlarında, o fakültemizin doktorları aşırı komünist olduklarından, kardeşimizin sakallı olmasından dolayı, ilgi ve alaka gösterilmemesinden; gecenin 03:00ü ne doğru, şahadet şerbetini içti. Mustafa şehit olmuştu. Ertesi gün Güngören Fetih Camii’nde öğlen namazına müteakip, o dönemin tanınmış alimlerinden Hızır Efendi ve arkadaşları tarafından, cenaze yıkanarak kefenlendi. Cenaze namazını Hoca Mahmut Efendi Hazretleri kıldırdı. Cenaze Güngören Mezarlığı’na defnedildi. Ruhu Şaad olsun.


 

“Bugün 80 öncesi Esenler Akıncıları’nın lideri Şehid Mustafa Yaşar’ın şehadet yıl dönümü. Babam Sedat Yenigün, Mustafa Yaşar ve bir arkadaşını sürekli taarruz ve tedhişta uğradıkları Esenler Lisesi’nden müdür muavinliğini yürüttüğü İhsan Mermerci Lisesi’ne almış ve orada okutuyordu. Mustafa Yaşar’ı öğrenmem babamın hayatının son bir ayındaki karamalarını ihtiva eden kırmızı bir defterinin elime geçmesi ve o defterde 16 Haziran günü Mustafa’nın öldürülmesine üzerine yazdığı hissiyatı dolayısıyla olmuştu. Talebesini kaybı üzerine feveranlarından ne denli karamsar ve karanlık günlerden geçtiği belliydi. Zaten 20 gün sonrasında kendisi de öğrencisinin akıbetine uğrayacaktı. Ne acı ki bu insanların güzel canlarını feda ederek yaşatmaya çalıştığı temiz miras bugün bin bir sefahat, tefessüh, kokuşmuşluk ve hatta vahşetle kirlenmiş durumda. Şehid Mustafa ağabeyimizi analım ve sahih mücadele mirasını yaşatalım inşallah.”Halil İbrahim Yenigün”Bugün 80 öncesi Esenler Akıncıları’nın lideri Şehid Mustafa Yaşar’ın şehadet yıl dönümü. Babam Sedat Yenigün, Mustafa Yaşar ve bir arkadaşını sürekli taarruz ve tedhişta uğradıkları Esenler Lisesi’nden müdür muavinliğini yürüttüğü İhsan Mermerci Lisesi’ne almış ve orada okutuyordu. Mustafa Yaşar’ı öğrenmem babamın hayatının son bir ayındaki karamalarını ihtiva eden kırmızı bir defterinin elime geçmesi ve o defterde 16 Haziran günü Mustafa’nın öldürülmesine üzerine yazdığı hissiyatı dolayısıyla olmuştu. Talebesini kaybı üzerine feveranlarından ne denli karamsar ve karanlık günlerden geçtiği belliydi. Zaten 20 gün sonrasında kendisi de öğrencisinin akıbetine uğrayacaktı. Ne acı ki bu insanların güzel canlarını feda ederek yaşatmaya çalıştığı temiz miras bugün bin bir sefahat, tefessüh, kokuşmuşluk ve hatta vahşetle kirlenmiş durumda. Şehid Mustafa ağabeyimizi analım ve sahih mücadele mirasını yaşatalım inşallah.”

Halil İbrahim Yenigün
16 Haziran 2014


 

Mustafa Yaşar Annesi İle  MUSTAFA YAŞAR’IN DEDESİNE YAZDIĞI MEKTUP

95BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Muhterem ve çok kıymetli dedeciğim, satırlarıma başlamadan evvel cümlenizi Allah (C.C)’nin selamıyla selamlar, mübarek ellerinden öperim. Babaanneme selam eder, ellerinden öperim. Elif Halam’a selam eder ellerinden öperim. Kamer’e selam eder, hatırlarını sorar sual ederim. Kıymetli Dedeciğim, nasılsınız iyi misiniz? İyi ve sıhhatli olmanızı Cenab-ı Allah’dan dilerim. Eğer sizler de beni soracak olursanız; Allah’a şükür benim canım sağdır. Benim tek düşüncem sizlersiniz. Ben, sizlerin sıhhat ve selametini düşünüyorum. Evet kıymetli dedeciğim, düşünüyorum da, küçüklüğüm sizlerin yanında geçti. Bunun önemini, çok geç anladım. Dedem; sen bana helâl yedirdin, şu anda helâl kazançtan yemek yediğime inanıyorum ve bundan büyük bir huzur duyuyorum. İnanmış olduğum bu büyük İslam davasında saf tutmamda, büyük pay sahibisin. Dedeciğim, ahrette mekânın cennet olsun. İstanbul’un bu küfür yuvasında, hiçbir batıl sistem mensubu olmadan, Peygamber Efendimiz (S.A.V)in hadisinde buyurduğu gibi; “Kim Allah’ın sözü üstün gelsin diye savaşırsa; ancak o, Allah’ın yolundadır.” Bu yolda olmak çok iyi; şehadetin kokusunu almak, ne kadar güzel. Muhterem Dedeciğim, beni bu duruma sizler, yani sen, babaannem ve Elif Halam getirdiniz. Çünkü ben, sizlerin yanında büyüdüm. İnancımı, küçüklüğümde tattım, sizlerin yanında yetiştim. Şimdi, bana bu yaptıklarınızdan dolayı, minnettarım, şükran borçluyum. “Bana hakkınızı helâl eder misiniz?” Çünkü, şu anda bütün dünya Müslümanları gerçeği görüp, yöneldikleri sistemin İslam olmadığını; Müslümanlarınsa, İslam’dan gayrı hiçbir beşerî sistemle yönetilemez, o şekilde bir yönetim şekline evet diyen; küfre gider. Bu gerçekleri görmeme vesile olan siz büyüklerimi hürmetle anar; tekrar tekrar ellerinizden öperim. Değerli Dedeciğim tekrar sizlere soruyorum. Bana hakkınızı helâl eder misiniz? Bu sorumun cevabını istiyorum. Yusuf (Yeşil Hoca) Enişteme, Mehri Halama selam eder, ellerinden öperim. Hoca Efendime ve Feride Halaya selam eder, ellerinden öperim. Ve beni tanıyıp, bilenlerin cümlesini Allah’ın Selamı’yla selamlar, haklarını helâl etmelerini temenni ederim.

ALLAH’IN SILAMI ÜZERİNİZE OLSUN.

Allah yardımcınız olsun. Aziz Büyüklerim; en çok sevdiğim bir söz:

Beni kimsecikler okşamaz madem Öp beni alnımdan, sen öp seccadem

Bir garip ölmüş diyeler Üç günden sonra duyalar Soğuk su ile yuyalar Söyle

Sizleri unutmayan ve unutmayacak olan Torununuz: Mustafa Yaşar