10 Temmuz 1978

Acılı ve fakat şeriat davasının yürekli gençliğini, her defasında biraz daha bileyen haberler, peş peşe gelmeye başladı.Hasan Sürel, Celil Yıldırım ve Hasan Kaya’dan hemen sonra bir Mehmedimiz daha şehid düştü. Milli Türk Talebe Birliği Ankara Teşkilatı Sekreteri olan kardeşimiz Mehmet Baydın zehirlenerek katledildi ve hadiseye ‘faili meçhul cinayet’ süsü verilmek istendi. Evvela zehirlenip, daha sonra naaşı çalıştığı dairenin Önündeki dut ağacının dibine bırakılan Mehmet Baydın’ın, öteden beri, kızılkuyrukçular tarafından tehdit edilmekte olduğu biliniyordu. Nitekim merhum kardeşimiz bu vaziyeti bazı arkadaşlarına da duyurmuş ve bir takım kimselerin İş yerine telefon ederek, tehditler savurduğunu söylemişti. Ancak, Mehmet bütün bu tehditler karşısında kat’iyyen yılgınlık göstermemiş ve “Alnımıza yazılı olanı görürüz. Eğer Müslüman olmamızdan dolayı öldürüleceksek, bu duacısı olduğumuz müjdedir, çünkü şehid oluruz.” demişti. Bu meyanda bazı tedbirler de almış, arkadaşlarına metin olmalarını tavsiye etmişti. Ne yapsın ki, düşman kalleşti. Merçe meydana çıkamıyor, gizli gizli tuzağını kuruyordu. Ve nihayet, şeriatçı kardeşimizi bu tuzaklardan birine düşürmeye muvaffak oldular. Şehidimizi önce zehirleyen kızılkuyrukçular, daha sonra çalıştığı yerin bahçesine bırakıp kaçtılar. Menfur cinayet, Türkiyeli Müslümanları can evinden sarstı. Müşrik düzenin yetiştirmesi kızıl eşkıyanın cinayeti, protesto edildi. Bütün MTTB teşkilatlan, Akıncılar Dernekleri bildiriler neşrederek, “Bu hunhar ve kalleş saldırıların kendilerini asla yıldıramayacağını, şehidlerimizin aziz hatıralarının Tevhid Sancağı’nın fırtınalaşan rüzgârı olacağım.” belirttiler.

Muazzez şehidimiz Mehmet Baydın’ın naaşı binlerce Müslüman gencin omuzlarında taşındı. Hacı Bayramı Veli Camii’nde kılınan cenaze namazını müteakip, Tekbir sedaları arasında kaldırılan naaşı, şehidimizin memleketi olan Çankırı’nın Çerkeş Kazası ‘nın Dağlı köyünde, yine hemşerisi köylüler ve genç müslümanlar tarafından defnolundu.

Ekran Resmi 2014-05-31 12.59.58MTTB Ankara Teşkilatı, kızılların kalleş cinayeti üzerine neşrettiği bildiride “Müslüman, inancı uğruna ölmesini bilen insandır, bu uğurda ölüm bir armağandır.” denilerek, bütün şeriatçı gençliğin hissiyatına tercüman oluyordu. Bildiri şöyle devam ediyordu: “Muhakkak kâfirler hep hile yaparlar, ben de onların hilelerine mukabele ederim. (Habibim) Onların helâkini acele isteme, biraz mühlet ve müddet ver.” (El Buruc Suresi Ayet 15-16-17)

Müslümanlar

“Bütün insanlığın düzmece doktrinlere teslim olduğu ve toplumların çağdaş putlara kurban edildiği bir çağda yaşıyoruz. Her yanda kan, ateş, zulüm ve sömürü var. İnsanlık, ateş çemberi içindeki akrebi andırıyor. Çağımızda küfür gruplan, aralarında ittifakla birleşerek Islama ve Müslümanlara saldırmayı kendilerine görev saymışlardır. Bir bakıma bu küfrün var oluş gayesidir, görevidir.

Ekran Resmi 2014-05-31 12.59.28Kardeşler

Günümüzde, her yerde müslümanlar horlanıyor, tutuklanıyor, hapsediliyor ve inancından dolayı zulmediliyor. Son dönemde vuku bulan İstanbul, Ankara, Erzurum, Edirne, Konya, Malatya olayları hep bir zulmü sergilemektedir. Müslümanlara yöneltilen bu zulmün günümüzdeki son örneği de Mehmet Baydın olayıdır. Mehmet Baydın bir müslümandı. Ve her müslüman gibi, insanlığı çağdaş zalimlerin esaretinden kurtarmaya yeminliydi. Gayretliydi. Milli Türk Talebe Birliği Ankara Teşkilatı’nda sekreterlik görevini omuzlamıştı. Mesuliyetinin bilincindeydi. İnancının gereğini, şartlar ne olursa olsun yerine getirirdi. Her zaman öndeydi. O en önde. Harp kanunudur. Önde giden düşer. Ve düştü Mehmet, düşürdüler. Ama önde gidenin kanı arkadakileri çekecektir. Mehmet’in kanı da bizi!..

Biline ki…

Müslüman, inancı uğruna Ölmesini bilen insandır, bu uğurda ölüm, bir armağandır. Bu armağanı kucaklamaya can atan binlerce Mehmediz biz. Ölüm bizi yıldırmayacak. İnancımız için öleceğiz. Ama başlattığımız mukaddes kavga, bir an olsun durmayacak. Ta ki küfür yok oluncaya kadar.

Mehmet Baydın’ın ölümüne verilmek İstenen kaza, bizleri yanıltmamıştır. Müslüman’ın ferasetiyle, olayın gerçek yüzünü görebiliyoruz. Mehmet Baydın, gönlümüzün yüceliklerinde lâyık olduğu yeri almıştır. O’na bu zulmü reva görenler, öfkemize hedef olmaktan kurtulamayacaklardır. Bundan böyle bu ülkede, kimse Müslümanlara zulmetme cüretini kendinde bulamayacaktır.

Kardeşimize Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün Müslümanlara başsağlığı diliyoruz. Davamız kurban istiyorsa, Allah yolunun gönüllü kurbanlarıyız…[1]

 

[1] Şura Gazetesi 10 Temmuz 1978 Sayfa: 26