25 Eylül 1977

Akıncılar Genel Başkanı Tezel: Binlerce Müslüman Kanına Giren Zalimler Pişman Olacak

Akıncılar Derneği Genel Başkanı Mehmet Tezel, Elazığ’da Bahri Kılıç isminde bir Akıncının, bıçaklanarak öldürülmesi ile ilgili olarak, dün basına verdiği yazılı açıklamada, “Binlerce müslümanın kanına giren, zalim düzen ve onun uşakları, bu hareketlerine pişman olacaklardır.” demiştir.

Tezel “Allah yolunda Öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar Rableri katında diridirler. Türkiye’de onbinlerce Bahri Kılıç’ınyetiştiğini” kaydederek, daha sonra şunları söylemiştir: “25 Eylül sabahı, Elazığ Kültür Mahallesi’nde Bahri Kılıç isimli Akıncı işçi, solcu bir zorba tarafından bıçaklanarak, şehid edilmiştir.

Olaydan üç gün önce, solcularla fikir münakaşası yapan Bahri Kılıç, sabah namazından sonra, iş yerine giderken, batıl fıkrin uşağı tarafından yolu kesilmiş, galiz küfürlerle karşılaşan Kılıç, soğukkanlılığını muhafaza etmiş, ancak gözü dönmüş katil, bıçağı kalbine saplayarak, olay yerinden kaçarak uzaklaşmıştır.

9

Akıncı yuvası Elazığ topraklan, şehid kanı ile sulanırken, Bahri Kılıç hastaneye kaldırılmıştır. Sosyal Sigortalar Hastanesi’nin ameliyat masasında aziz ruhunu, yaratıcısı Cenabı Hakk’a teslim etmiştir.

Bu hadise ibret vericidir. Türkiye’de islamcı hareketin güçlenmesinden korkanlar, fikirde Akıncıları susturamayınca, böyle kanlı yollara başvurmaktadırlar. Şu husus kesinlikle bilinmelidir ki, Bahri Kılıç; kendisini şehid eden zavallı marksiste de, onu yetiştiren sapık düzene de karşıdır. Binlerce müslümanın kanına giren zalim düzen ve onun uşakları, bu hareketlerine pişman olacaklardır. Çünkü Allah yolunda ölenlere ölüler demeyiniz, onlar Rableri katında diridirler. Türkiye’de onbinlerce Bahri Kılıç yetişmektedir.[1]

[1] Millî Gazete: 26 Eylül 1977 Sayfa: 1

10

Kılıç’ı Kanlı Düzen Uşakları Şehid Etti Adana-Ömer Karacadağlı Elazığ’da meydana gelen ve bir Akıncı’nın öldürülmesiyle sonuçlanan olayla ilgili olarak, Adana Akıncılar Derneği tarafından, Başkan Ali Yılmaz imzalı bir bildiri yayınlanmış, solcuların hareketleri bildiri ile tel’in edilmiştir. Bildiri özetle şöyledir: “Üzülerek aldığımız bir habere göre, Elazığ’da Bahri Kılıç isimli işçi; solcu, komünist bir uşak tarafından bıçaklanarak şehid edilmiştir. Şehid kardeşimiz, Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Olaydan üç gün önce, solcularla fikir münakaşası yapan Bahri Kılıç, sabah namazından sonra iş yerine giderken; köksüz, batıl fikirlerin uşağı, alçak ruhlu birisi tarafındaan yolu kesilerek, kendisine alçakça küfürler yapıldıktan sonra, maddeciliğin, Allah tanımazlığın gereği olan katletme fiilini işlemiştir. Katil, olaydan sonra kaçmıştır. Türkiye’de salt İslamcı Hareket’in güçlenip hedefe doğru gittiğini gören, batı uşağı, düzen yanlışı, köksüz, fikirsiz, alçaklar; sürekli olarak, Türkiyeli Müslümanları kavgaya, eyleme sürükleme kararı içerisindedirler. Her şeye rağmen, tüm oyunları bozacağız. Onları son bir defa daha ikaz ediyoruz: “Müslüman olun, Allah’ın dinine girin. Huzura kavuşursunuz.” Huzursuzluğunuzu gidermek için, bize sataşmayın. Leninciler, kapitalistler, faşistler “Sizler, besmele görmüş şeytanlar gibi, delik delik kaçarsınız. Çünkü biz, gücümüzü kainatın yaratıcısından alıyoruz. Sizler, sizin gibi insanların uydurması, basit nazariye ve doktrinlerden kaynaklanıyorsunuz. Sizin savaşınız, 50-60 yıllık dünya hayatı içindir. Cenab-ı Allah şehidler için, mutlak kitabında şöyle diyor. “Allah yolunda ölenlere ölüler demeyiniz. Onlar Rabbleri katında diridirler. Bu ayeti kendine düstur eden Müslümanlar, ölümden korkmazlar.”

İstanbul Akıncılar Derneğinin Bildirisi Öte yandan Bahri Kılıç’la ilgili olarak, İstanbul Akıncılar Derneği de, bir bildiri yayınlamıştır. Bildiri aynen şöyledir: “Günlerdir Mutlak Fikrin temsilcisi Akıncı gençliğe yapılan saldırılara, bu gün bir yenisi daha eklenmiş ve 25 Eylül sabahı bir genç Akıncı: Bahri Kılıç, kanlı düzenin, hain uşakları tarafından, hunharca şehid edilmiştir…. Akıncı Gençliği, fikrî planda altedemeyen Batıl düzenin temsilcileri; her zaman yaptıkları gibi, fikre kaba kuvvetle karşı koymayı, kendilerine prensip edinmişlerdir. Zamanı geldiğinde fikir özgürlüğünden dem vuranlar, fikre karşı, kaba kuvvetle fikirlerinin acziyetlerini ifade etmişlerdir…. Zalim düzen ve onun kuklaları , Türkiye’de filiz vermiş olan İslamcı Hareket’i durduramayacaklardır; ayrıca düzenin temelinde yatan, binlerce saf Müslümanın hesabı, bir gün gelecek sorulacaktır. Gün geçtikçe bir çığ gibi büyüyen ve bünyesinde binlerce Bahri Kılıçları temerküz eden Akıncı Gençlik, namluda kurşun gibi zulmün ve batılın üzerine atılacağı günü, sabırla beklemektedir. Şeytanın uşakları, şunu iyi bilmelidirler ki; Hadiseler üzerine, dışardan aldığı emirle değil, akıl ve muhakeme ile gitmesini bilen, davası uğruna çekinmeden canını feda etmeye hazır, on binlerce Akıncı, Şehid Bahri’nin kanını, yerde koymayacaktır. Muazzez şehidimize Cenab-ı Mevlâ’dan rahmet ve mağfiret, kederli ailesine ve islam camiasına başsağlığı dileriz. Not: Kızıl katilin en kısa zamanda bulunması için, yetkilileri vazifeye davet ediyoruz….”  BİR ŞEHİDİN ARDINDAN Gençliğe Uzanmak Bahri Kılıç, şehid edildi… Bu düzenin kanlı uşakları tarafından… Bahri Kılıç, Elazığ’da azılı kızıl komünist biri tarafından, bıçaklanarak şehid edildi. Bir işçi idi O… Alnının teriydi, bütün kazancı… Allah’ın emirlerine uymaktı yaptığı tek iş…. Amma O’nu yaşatmadı, bu düzenin eli kanlı kızıl uşakları…. Bahri Kılıç, bize bir yazı göndermişti şehadetinden bir kaç gün önce… Yayınlanmasını istemişti… İstediğini yerine getiriyoruz… Ne yazık ki, O, yazısının yayınlandığını göremeden şehadet şerbetini içti… Allah (C.C.) rahmet eylesin. Sevgili Kardeşlerim, gençliğimizin durumunu hepimiz biliyoruz. Tahsilli, tahsilsiz, kız erkek ayırım yapmak istemiyorum. Gençlik derken. Maneviyatçı, mukaddesatçı gençlerimizi bir kenara çekip inceleyelim. Bunu okul içinde ve dışında diye, iki gruba ayıralım: Okul içindeki durum derken, talebelerin öğrenim hayatını gözden geçirmek isterim. Çocuk yedi yaşına gelir, ilkokula gider, on bir yaşında okulu bitirir. Bu beş yıl zarfında; ana, baba tarafından din olarak hiç bir şey öğretilmemiştir. Şule Yüksel kardeşimizin bir kitabında, kendisi 4. sınıfta iken, öğretmeni cocuklara bir din kitabı göstererek “Çocuklar siz bu kitaba inanıyor musunuz?” diye sormuş, sonra da çocuklara böyle bir şey olmadığını anlatmış, işte inançsızlığın temeli burada atılıyor. Sonra benim başımdan bir hadise geçti, iş bilgisi öğretmeni, iş atölyesinde bizi birgün topladı. “Çocuklar, siz cennet veya cehennem diye bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?” dedi. Sonra da kalemim titreyerek yazıyorum, belki de haşa, haşa “Allah yoktur” dedi. Biz de kuzu gibi dinledik. Sonra, lisede Yunan safsataları, Felsefe diye, o kadar matematikten pisagor bağıntıları okutulur. Bu kefereler, o zamanki İslam alimlerinin eline su dökemezlerdi. Bu inançsızlığın temeli, lisede daha büyüyerek apartman olmaya yüz tutar. Sonra apartmandan bir gökdelen olur gider. Bu iş daha azıtılarak dış mihraklar vasıtasıyla, devlete yönelir. Anadolu’dan gelene ev, para daha neler vasıtasıyla; o bataklığa düşer, bir daha çıkış yoktur. Bu gün hangi talebe yurdunu gezerseniz geziniz. Bir kaç MSP. yurdu haricinde, hepsi bir safsata peşinden gider. Yok Leninci, yok Maocu, yok Ülkücü. Okul içi faaliyeti özetledikten sonra, okul dışı faaliyetler, mitingler, konferanslar, duvar yazıları, çatışmalar, cinayetler, böylece sürüp gider… Bu okul dışındaki olaylarla, okul içindeki yetişmenin ilgisi çoktur. Çünkü bu olaylar, okul içi eğitimin bir meyvasıdır. ÜÇ ŞEHİT-Zübeyir Yetik Erdoğan Tuna… Nazım Durmuş… Bahri Kılıç…. Ardarda verilen “İslamcı” kesimin üç şehidi. Lafta değil, gerçek şehid bunlar… “Şehid” lik müessesine vucud veren İslam’ı reddetmelerine rağmen, “ölü”lerini şehid olarak anaların gürültüsünün hakim mevkide bulunduğu bir toplumda verilen üç gerçek şehid oluyor. Erdoğan, Nazım ve Bahri.. Gerçek şehidler diyoruz. Çünkü Allah için çalışmış, Allah için didinmiş, Allah rızasından başka hiç bir hesaba girmemiş, Allah’ın gösterdiği dışında, hiç bir gayenin peşine düşmemiş yiğitler üçü de. Nitekim şehadetinden iki gün evvel Erdoğan Tuna, aynen şunları yazmıştı. “Bir Müslüman dertsizmiş gibi gezemez, dolaşamaz, yaşayamaz. Müslüman ne zamanki kendi düzeninde yaşar, o zaman rahat olarak uyuma zamanı gelmiştir. Bu bozuk düzenin, kahredici illetleri dururken, Müslümanın gülmeğe vakti asla olamaz. Müslüman çilekârdır, dertlidir o.. Çünkü yuvasını uğursuz baykuşlar sarmıştır. Yılanlar içerisinde rahat olarak uyunur mu ? Doğanların diyarında, güvercinler serbes serbes dolaşabilir mi ? Müslüman kafese konmuş, Müslümanlık göklere kaldırılmıştır. Kafesteki Müslüman, o dar yerden kurtulup, davasını ve nizamını hayata hakim kılmak, yeryüzünde Allah’ın Halifesi olduğunu ilân edinceye kadar, mücadelesini sürdürecektir. Gerekli mücadeleyi elinin yettiği yerde eliyle, dilinin yettiği yerde diliyle, ona da imkân bulamadığı zaman, kalbiyle yapar. Bunun kolay olmadığını bilir. Fakat bunun içinde, bütün fedakârlığı göze almaktan kaçınmaz. Bu güne kadar, zaten hep böyle olmuştur. Zaten cephede hezimete uğrayan düşman, kaleyi içten fethetmeye başvurmuş, türlü hileli oyunlarla oyununu oynayarak, hedeflerine ulaşmıştır. Artık Müslümanın, bu oyunlara gelmeğe zamanı kalmamıştır. Uyanması için, kendisine bu güne kadar yapılanlar fazla bile gelmiştir. Vakit kaybetmeğe asla tahammül edemez. Hedefine ulaşamazsa, gözüne rahat uyku girmez. ” Bu satırları görüp okuduktan sonra; bilmem kimlerin, kim için çalıştığı, ne için can verdiği ve kimlerin de dışarıya kendilerini takdim ettiklerinin aksine, kimleri on dört yerinden bıçakladıktan sonra, kafasını ezmek suretiyle şehid ettikleri… Şehid olanın ve şehid edenin kimlikleri üzerinde, daha fazla söze hacet kalıyor mu?… Bütün bir İslamcı kesime başsağlığı diliyoruz. Şehidlerimiz ise, şüphesiz cenabı hakkın mağfiretine garkolmuş bulunarak, şimdi kabirlerinde bir cennet hayatı yaşamaktadır. Dökülen kan, elbette boşa gitmeyecek. Elbette, elbette…