Kostantinepolis 563 yıldır İstanbul’dur ve ilelebet İstanbul olarak ta kalacaktır. O zamandan beri Bizans’ın çocuklarına karşı verdiğimiz mücadele bu gün de aynı hızıyla Batı medeniyeti ve İslam medeniyetinin kavgası zemininde Hak ve batıl mücadelesi olarak devam ediyor.
Bu mücadele Hz. İbrahim’in yanında Nemrud’a, Hz. Musa’nın safında Firavun’a, Hz. Muhammed’in sav cephesinde Ebu Cehil’e ve çağdaş cahiliyenin tümüne karşı inancımız ve akidemiz yolunda yaptığımız bir varoluş savaşıdır.
Hz. İbrahim’in çocukları olarak biz var oldukça bu savaşta bizimle birlikte var olacaktır. Alpaslan’ın Dijojen’e, Kılıçaslanın Haçlı ordularına, Fatih’in Bizans’a, Kanuni’nin batıya, Abdülhamit Han’ın Siyonizme karşı verdiği mücadelenin devamı ve Hakkın taraftarlarının Küfrün taraftarlarına karşı olan savaşıdır bu.
Fethin 563. yılında Fetih ruhu ve mücadelesinin en önemli unsurlarından olan Sultan Fatih’in Fethin nişanesi olarak ümmete camii olarak vakfettiği Ayasofya Camii hala esaret altındadır. Müze olarak amacı dışında kullanılan Türkiye Müslümanlarının ve ümmetin kanayan yaralarından biri olan Ayasofyanın biran önce özgürlüğüne kavuşturulması ibatede açılması gerekmektedir. Çünkü bizler Ayasofyayı sadece bir ibadethane/camii olarak değil, onu hakkın batıla karşı bir zaferinin nişanesi olarak görüyoruz. Ayasofya’ya vurulan zincirler, Siyonist, ulusçu, masonik esaret zincirleridir. Bu zincirlerin kırılıp atılma zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir. Ayasofya aynı zamanda ilk kıblemiz Mescidi Aksa’nın kurtuluşu, Kudüs’ün kurtuluşunun da ön şartı, ilk adımıdır. Ayasofya’nın zincirleri kırıldığında, Türkiye de kendisine vurulan zincirleri kırmış bağımsız bir ülke olacaktır.
Ümmetin, Kudüs’ün, Ayasofya’nın özgürleştiği günlerde buluşmak dileği ile İstanbul’un Fethin 563. yılı mübarek olsun!..